3 adam, 1 kadın. Tomris Uyar.

3 adam, 1 kadın. Tomris Uyar.
15 Eylül 2015 tarihinde eklendi, 2.478 kez okundu.
Reklam

Pek çoğunuz adını 2. Yeninin Gelini olarak duydu çünkü  ismi geçen edebiyat akımının en önemli şairlerinden Edip Cansever, Cemal Süreya ve Turgut Uyar ona aşıktı bir yandan fantastik bir yandan onun gibi bir kadın için sığ bir yafta gibi gözüküyor gözüme derine indikçe…

Hep merek etmişimdir Tomris Uyar’ı böyle eşsiz ve imrenilen bir kadın kılan neydi?

O üç adam çözememişken bu sırrı ben nasıl çözebilirdim ki?

Tomris uyar sadece iri ela gözleriyle döndürmemişti bu 3 adamın başını, anlatılmaz incelikte uslubu vardı Tomris’in, iyi rakı içerdi, sözünü esirgemez serin bir tavrı vardı, kendisine şiir yazılmasını bile istemezdi çünkü şiirler birine ithaf edildiğinde anlamlarından kaybediyordu ona göre, belki haklıydı.

Başka kadınlara benzemiyordu, acımasız bir eleştirmendi aynı zamanda. O adamların aşık olduğu kadın olma dışında oda hem şair hem yazardı. Dünyaca ünlü bir çok başyapıtı o çevirdi dilimize kendi diliyle dokunuşuyla, hatta Cemal Süreya ile birlikte yaşadığı zamanlarda birlikte çevirdikleri bir Küçük Prens çevirisi bile mevcuttur, okumanız önerisiyle.Kendine has dili ile anlatımda okuyucuya aktarmak istediği bir noktayı bile kaçırmaz, kelimeleri dans ettirirdi, aynı etrafında dönen 3 adam gibi.

Cemal Süreya pek sevmişti Tomris’i belki de en güzel dizeleri onunla birlikte olduğu o 2 yıla sığdırmıştı.

Ay ışığında oturuyorduk
Bileğinden öptüm seni
Sonra ayakta öptüm dudağından öptüm seni

Kapı aralığında öptüm
Soluğundan öptüm seni
Bahçede çocuklar vardı
Çocuğunda öptüm

Sonunda caddelere çıkardım
Kaynağından evime götürdüm
Yatağımda kasığından öptüm seni..

Bu şiiri ne zaman okusam sanki 1960 lı yılların bir garip akşam üstüne ışınlanırım. Tanıştıklarında ikisi de evliydi, yasak olanın büyüsü sıçrayıvermişti işte mısralara saklanacak gibi değildi ama sonunda ikisi de ayrılmıştı eşlerinden yani Cemal Süreya  “Sonunda caddelere çıkardım kaynağından, evime götürdüm seni diyerek zafere ulaştığını yansıtmıştır o ünlü şiiri  Sayım’da. Bir çok şiirin dışında birkaç anı da artakalmıştı o yaşanmışlıktan, belki bir kısmı şehir efsanesidir ama beni etkileyen bir tanesini paylaşmak istiyorum sizinle , Cemal Süreya’ nın eve erken gelmesinden şikayetçi Tomris Uyar’ın “Erkek adam hep aynı saatte gelmez eve, biraz takıl arkadaşlarınla dedikten sonra Cemal Süreya’nın artık farklı saatlerde eve gelmesi hikayesi; Bir gün Tomris Uyar tesadüfen camdan bakınca görmüş ki Cemal Süreya aşağıda kapının önünde bekliyor saatin dolmasını, Tomris Uyar yine sivri diliyle yaklaşıyor duruma ve şahsiyet kayması diye isimlendiriyor Süreya’nın o teslim halini. Bence Cemal Süreya’nın bu iri gözlü kedi seven kadına koşulsuz boyun eğmişliğini çok güzel anlatan bir hikaye bu, öyle çok sevmiş ki onu kendisi onu terk edip bir daha geri dönmeye bile çalışamamış gururundan. Neden ayrıldılar bilinmez ama Cemal Süreyya,” Bir daha ona şiir yazmayacağım demiş ve yazmamışta, dizelere yazık olmuş anlayacağınız.

Edip Cansever ’de önemli bir kişiliktir Tomris Uyar’ın  hayatında fakat onu daha çok arkadaşı olarak görmüştür bilinene göre, belki sadece karşılıklı şiir yazıp eleştirebileceği kendisini besleyen bir rakı dostluğu olarak belki de bilmediğimiz başka sebeplerden ama hep etrafında tuttu Edip Cansever’ ide. Cansever ,her yıl Tomris Uyar’a doğum gününde yazdığı şiirlerden birinde anlatmıştır halet-i ruhiyesini açıkça ona ve dolaylı yoldan bize aslında.

“Ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç
Yağmurlar altında gördüm, kadeh tutarken gördüm de
Bir kıyıya bakarken, bakarkenki ağlayan yüzünle
Ve yarışırsa ancak Monet’nin
Kadınlarına yaraşan giysilerinle
Gördüm de…
Ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç”

Gelelim 3 şairin en şanslısına; Tomris Uyar’a soyadını veren Turgut Uyar..

Hafif nüktedan bir şekilde bence Cemal Süreya ile Edip Cansever arasındaki

“ -Sana rakı içmeyi ben öğrettim… Sana da şiir yazmayı ben öğrettim tarzındaki atışmalara cevaben;

-Onlar bunu tartışırken bende Tomris’le evlendim… diyerek son noktayı koymuştur.

Turgut Uyar, Tomris Uyara bir çok şiir yazmıştır ama benim aklımda en derin yere sahip olan şu dizelerdir her halükarda ;

Bir bozuk saattir yüreğim, hep sende durur…

Başka söze de gerek yoktur zaten, güzel bir evlilikleri, Turgut Uyar’ın bitmek tükenmek bilmeyen aşkı bir erkek çocukla  taçlanmıştır. Ne yazık ki Turgut Uyar Tomris’ini bırakıp öbür aleme gidivermiştir bir gün ve Tomris Uyar bu gidişinin ardından “Turgut ‘un şimdiye kadar ki tek yanlışı ölmesiydi”demiştir…

Kendinden hala konuşturan,  ona yazılmış dizelerle birbirimize hala kur yaptığımız kadın, kendi gitse de edebiyata etkileri yok olmayan ölmeyen kadın… Şimdi yaşasa 74 yaşında olacaktı altı üstü, belki de onun dediği gibi şiirlerin ölümsüzleşmesi için, ithaf edilen kişilerin kaybolup gitmesi gerekiyordur ve yine doğru söylemiştir kendisini de acımasızca eleştirerek…

Sevginin yalnızca bir duygu olmadığını, bilgi de gerektirdiğini kendimden biliyorum. Sevgi-savurganlığım yüzünden habire su vererek çürüttüğüm kaktüsler hâlâ aklımda. Bir dostum, ‘iyi ki akvaryumda balık beslemiyorsun’ demişti..  Tomris Uyar

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git