Aşkın azılı katili “İmza”…

Aşkın azılı katili “İmza”…
1 Ekim 2015 tarihinde eklendi, 1.047 kez okundu.
Reklam

Hayatınızın aşkını buldunuz tam olarak herkesin “E ne zaman evleniyorsunuz ?” sorusuna muhattap olmak için artık biçilmiş kaftansınız. Olayın sosyolojik tarafı bir tarafa psikolojik boyutu da biraz sıkıntılı. Biz insanlar her şeyi sonlandırmak için programlanmışız adeta, mutlu yada mutsuz bir sona kavuşmak için bir maraton içerisindeyiz…

Evlilikler her zaman mutlu bir son olmuyor artık günümüzde tam aksine yıllardır süren ilişkiler evlendikten sonra köreliyor ve çoğu zaman mutsuz son kaçınılmaz oluyor. Aynı evde yaşamanın zorlukları bir yana araya giren aileler, faturalar ve en önemlisi bir çocuk sahibi olmak işleri bir hayli çığırından çıkarıyor.
Kadın artık sevdiği adamın tapusuna sahip olmanın verdiği rahatlık ile artık kendine gereken özeni göstermezken aynı zamanda evin etrafına yayılmış çoraplar veya Playstation başında uzun saatler geçiren eşinden sevgili oldukları zamanki romantizmi bekliyor. Erkek ise annesinden doğduğu andan beri gördüğü karşılıksız hoşgörü ve anaçlığı eşinden beklerken aynı zaman da eve döndüğünde eşini sevgili oldukları dönemde buluşmaya geldiği gibi bakımlı ve özenli beklerken aynı zaman da ev temizliği, yemek veya çocuk bakımı gibi işleri bütünüyle eşinden bekliyor. Kısacası büyü bozuluyor ve aşkı öldüren evlilik oluveriyor bir anda..

Halbuki evlilik kararı alan eşlerin özen gösterip başa çıkması gereken sorunlara olayın en başından temkinli yaklaşıp belki bir süre beraber yaşayarak birbirlerini daha iyi tanımaları gerekiyor üstelik evlilik kurumunun olmazsa olmazı saygı çabucak tüketilmezse ve aynı zamanda eşler birbirlerine karşı gereken özeni gösterse o müessese çok daha kolay şekilde ayakta tutulabilir.

2014 yılında Türkiye İstatistik Kurumunun yaptığı bir araştırmaya göre evlilik oranında her hangi bir artış olmazken boşanma oranının %4,5 arttığı yönde, bizler aşkı öldürenin evlilik değil biz insanlar olduğunu anlayamadıkça bu oran artacağa benziyor.

Eğer eşler evlenmeden önce de müşterek bir hayatın sorumluluklarına sahip olmayı başarıp evlendikten sonra da aynı bakış açısıyla davranışlarını şekillendirir ise ve evliliği salt bir anlaşma gözüyle görmeyip zaten bir ilişkide olması gerek bazı öğeleri taçlandıran bir formaliteden öteye geçmeyecek, böylelikle evlilik sonrası “Ben kiminle evlendim?” şoku yaşamayacağı gibi hayat arkadaşına bir yabancıyla evlenmiş gibi davranmayıp evliliğin güzel yanlarının keyfini sürebilir ve aile kurumunu daha pozitif bir şekilde yaşamına adapte edebilir…

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git