Bizim stilimiz

Bizim stilimiz
13 Ekim 2015 tarihinde eklendi, 1.833 kez okundu.
Reklam

Görünüşte yarışmacıların stillerini yarıştırdığı bir program olsa da arka planda kavga ve ağız dalaşından reyting kazanan bir yarışma. Çoğu zaman dozaj o kadar kaçıyor ki programın bir düzmeceden ibaret olduğu hissiyatını veriyor.

3 sezonun bitiminde yine sinekten yağ çıkartılıyor ve programın Allstar sezonu başlıyor ve önceki sezonların en öne çıkan ve stilinden çok reytingleri ile göz dolduran yarışmacıları seçiliyor ve tekrar yarıştırılıyor (teşbihte hata olmaz) dövüştürülüyor. Hatta eşi daha 1 ay önce Rusya’da sevgilisinin yanında boğazı kesilerek öldürülen zengin ama görgüsüz aptal sarışın rolunu sahiplenen yarışmacı, eşinin ölümünün hemen ardından tepkilere rağmen yarışmaya katılıyor reytingin kumar gibi nasıl vazgeçilmez bir alışkanlık olduğunu, hep daha fazlasını istediğini bize öğretiyor. Jurideki moda duayenlerinin biri ünlü bir modacı diğer 2 isim ise yetenekten çok şanslarıyla şöhret olup mesleğe gönül vermiş kişiler. Reytingler tavan üstelik yarışmayı halkın bu tarz yarışmalarda uzun yıllar önce görmeye başladığı benim bile öyle nitelikli bir eğitime sahip bir kişinin nasıl bulaştığını kestiremediğim kelime dağarcığı televizyonlarda görmeye alışık olduğumuzdan bir hayli dolu bir sunucu üstleniyor ve işin kaymağını yiyenler arasında en çok hakeden olarak göze çarpıyor. Sanırım o da reyting denen tatlı canavara yani işin maddi kısmına boyun eğiyor, bazen surat ifadesinden bile hissediliyor memnuniyetsizliği. Geçtiğimiz sezonlardan bir yarışmacı bariz bir şekilde diğerlerinden kötü giyiniyor fakat o kişi bir sezon büyük ödülü alabiliyor.

Türk halkının duygusallığı bu yumuşak huylu yarışmacının şampiyon olmasına stili olmamasına rağmen takdir ediyor ve bu şaşkınlıkla karşılanmıyor. Toplumun televizyona bakış açısı ve izleme alışkanlıkları ortaya çıkartıyor ki biz kavgadan ve tüketmekten beslenen bir toplumuz, insanlar bazen sadece nefret ettiği bir kişiyi bile takip etmek için televizyon karşısında oturuyor. Yüzyıllar önce insanların bir ateş yakıp başına oturduğu gibi bu tarz yapımların hitap ettiği aileler (örneğin C,D,E grubu izleyiciler) sınırlı bütçesiyle hayatını idame ettirirken kendi monoton yaşantısına bu tarz yapımlarla bir hareket getiriyor ve ateş yerine o renkli kutunun yaldızlı yaşamlarını izlemek için başına kuruluveriyor bu kitle iletişim silahının,yani işin sosyolojik boyutu biraz daha dramatik öğelerle karşılaşmamıza neden oluyor.

Nasıl ki yediklerimiz için “Ne yiyorsan O’sun” diye bir söylem varsa hayatımızda, bir anda “Ne izliyorsan O’sun” diyerek duraksıyoruz izlediğimiz yapımların aslında bizim ne olduğumuzu hatırlıyor ve reyting mi stil mi diye cevabını merak ettiğimiz sorunun cevabını da kendimizde buluyoruz, bu tarz bizim…

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git