Nepal

Nepal
10 Eylül 2015 tarihinde eklendi, 1.138 kez okundu.
Reklam

Nepal! Dünyanın çatısı! Çin ve Hindistan’ın arasındaki dikdörtgen cennet.

Nepal‘e gitmek uzun zamandır hayalim değildi, depremden önce karar vermiştim daha sonra da fikrimi değiştirmedim iyi ki değiştirmemişim bu benim en güzel gezim oldu. Normalde 1 haftadan fazla kalmam bir yerde sıkılırım ama orada 15 birbirinden güzel günüm geçti. Kathmandu havaalanına indiğimiz o sabah adeta geçmişe ışınlanmıştım. Trafik ışığı yok hatta araba yok kulaklarımda sadece motosikletlerin senkronik korna sesleri yankılanıyor yakmayan bir sıcak sırılsıklam eden bir yağmur eşliğinde başkentteki tapınakları geziyoruz. Budizmin etkileri her yerde görülüyor, genç Buddha ve hani hepimizin biraz daha sevdiği daha bereketli gözüken göbekli Buddha heykelleri her yerde. Sokaklar otantik elbiseler satan dükkanlarla dolu, halk sıcak ve samimi depreme rağmen güler yüzlüler. Ne yazık ki hijyen hiç yok, inekler kutsal olduğundan kasaplarda tepeleme yığılmış üzeri sinekli tavuklar çarpıyor gözüme.

Açıkçası her şey o kadar fantastik gözüküyor ki gözüme hijyen konusuna pek takılmıyorum zaten bir kaç yerde hygenic food tabelası olan restoranlarda yemek yemek daha akıl karı. Ben Nepal’deki 15 günümü vejeteryan olarak geçirdim malumunuz curry her yemeğin içinde curryli sebze yanında pirinç ana yemek tabi unutmadan yapımı basit küçük lavaşlar çapatiler.

Katmandu’da kaldığımız konuk evinden uçakla Lukla’ya gitmek için havalimanına vardığımızda uçağı görünce yüreğim pır pır ediyor, zaten uçakta pırpırlı bir uçak döndükten sonra arkadaşlarıma anlatırken kanatlı minibüs diye gırgır geçiyorum. Burası dünyanın en tehlikeli havalimanı ciddi anlamda dağınbaşında ama everest’i ucundan da olsa görmek için o tehlikeyi göze almaktan başka çare yok.

Muhteşem manzaralar eşliğinde Lukla’ya varıyoruz, trekking benim işim değil, 2 gün bile yetti ne yazık ki Everest’i göremedim bile çünkü Namche Bazaar’a varamadım ama o gidiş ve dönüş bana unutulmaz maceralar kattı. Böyle doğayla içiçe hiç vakit geçirmemiştim fotoğraf makinasını bir yere odaklamaya gerek yok her yer o kadar güzel ki orman içindeki tapınaklar, şelaleler, kocaman kelebekler rüya gibi. Tabi ki ben bir trekker olmadığımdan ancak 1. köye yani 1650 mt yukseklikteki Phakdin’e kadar gidebildim oda saat başı köylülerle sohbet edip bulduğum yerlerde dinlenip o enfes oksijeni ciğeimi çekip masala çayımı yudumlaya yudumlaya. Kalacak bir yer buldum ama açıkçası temiz bir çarşaf bulmak bile bir hayli zor fakat yine de o güzelliğe değer 2018’e Everest Base kampa gelmek üzere sözleşip geriye dönüyoruz nihayetinde hala 10 günümüz var ve başkent Kathmandu’yu hatmettiğimizden yeni bir araştırma ile Kathmandu’dan ve Lukla’dan başka Nepal’e gidince mutlaka gidilmesi gereken Pokhara’ya yine küçük bir uçakla gidiyoruz.

Aman Tanrım! Bu ne güzellik; yemyeşil bir göl boylu boyunca Anapurna dağlarının karşımda inanılmaz gidip bir yamaç paraşütü yapıp iyice aşık oluyorum Pokhara’ya. Derede çamaşır yıkayan köylüler, restoranlar oteller hatta barlar kendimi biraz daha rahat hissediyorum malum dağ taş tepe aştıktan sonra Pokhara benim için biraz daha elverişli.

Hem güzel, hem huzurlu hem de benim gibi bir metropol kadını için en azından bir kaç değişik mutfağa sahip restoranlar, marketler hatta minik bir kuru temizleme bulabildiğim için yeterince konforlu. Artık son 2 günüm kalıyor ve tekrar Kathmandu’ya dönüyorum el sanatları öyle güzel ki hediyelik eşyacılarda kendimi kaybediyorum valizimde yer kalmayıncaya kadar hem de. Nepal’in o mistik ve ruhani dokusuna biraz daha doymak için temple araştırması yapıyorum din çok önemli orada içimden geçiriyorum bu kadar inançlı ve güzel bir toplumum başına zaten bu kadar sefillerken neden felaketler geliyor diye, her zamanki gibi adaletsiz buluyorum dünyayı. Gözlerim evlerin önündeki pirinç taneleri ve rengarenk çiçeklere takılıyor her sabah tanrıya teşekkür etmek için aksatmadan bırakıyorlar evlerinin eşiklerine.Mistizmin izini sürüyorum, Nepal’in en büyük 2000 yıllık budist tapınağının her günü temsil eden 365 merdivenini çıkan budistler hacı oluyor ben de hem de doğum günümde budist haccına giderek ilginç bir deneyim yaşıyorum, Stupa’nın bitmek tükenmek bilmeyen merdivenlerinden çıkarken etrafta yüzlerce maymun beni karşılıyor, bu maymunların kutsal olduğuna inanılıyor. hele o minicik bebek maymunlar inanılmaz sevinçten gözlerim yaşarıyor.

Son günüm biraz hüzünlü geçiyor şaşırıyorum fakirliğe rağmen halk mutlu gözüküyor pirinçten dövülerek yapılan buddha figurlerinin çekiç sesi ile motorsiklet kornaları sesleri karışıyor ve alt notalarda yöresel ezgiler ile elbette muzik mistik ve motive edici. Belki bir balayı tatili mekanı değil ama hayatınız boyunca unutamayacağınız anılar sizi burada bekliyor. Sadece elimizdeki olanakların kıymetini bilmek adına değil kişisel devinimimize katkıda bulunacak görülmesi gereken bir yer ve yaşama tutunan insanların hikayesi ve doğal güzellikler cenneti.

15 gün de 3 farklı Nepal şehri ama binlerce inanılmaz hatıra ile İstanbul’a dönüyorum ve rüya bitiyor.

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git